10 Ağustos 2013 Cumartesi

EUZÜ BİLLAHİ MİNEŞ-ŞEYTANİR-RACİM
BİSMİLLAHİR-RAHMANİR-RAHİM

HU, YA TABİBEL-KULUB

MEDET, YA ERHAMER-RAHİMİN
MEDET, YA EKREMEL-EKREMİN
MEDET, YA İLAHEL-ALEMİN

DESTUR, YA ADEM SAFİYYULLAH
DESTUR, YA NUH ŞEKURULLAH
DESTUR, YA İBRAHİM HALİLULLAH
DESTUR, YA MUSA KELİMULLAH
DESTUR, YA İSA RUHULLAH
DESTUR, YA MUHAMMED MUSTAFA HABİBULLAH

DESTUR, CÜMLE PEYGAMBERAN-I İZAM
VE RESUL-İ KİRAM HAZERATI

DESTUR YA SAHİBEL-MEYDAN

RIZAEN LİLLAHİL-FATİHA MAAS-SALEVAT








EUZÜ BİLLAHİ MİNEŞ-ŞEYTANİR-RACİM
BİSMİLLAHİR-RAHMANİR-RAHİM
Huzurdan kovulmuş, lânetlenmiş şeytanın şerrinden Rabbıma sığınırım,
Rahmân ve Rahîm olan ALLAH'ın adıyla başlarım.


Cüretim mâzur görülsün. Rahmet-i ilâhiyeyi küll olarak anlatmanın beşerin aczi ile eşdeğer olamayacağını müdrikim!
Hal ve ahvalimi yirmi birinci asırda vazifem gereği emr-i ilahîden edindiğim dünya görüşümü sene 2001-11'inci ay, 46 senedir Rabbımın lütfettiği manevi vazifemi, gene Rabbımın lütfu ihsanı ile cümle kullarına ihsan eylediği, Kelam-ı kadim, sünnet-i Resulullah, Hazret-i ALLAH'ın lutuf ve ihsanı, yeryüzü ve gökyüzünde indirilen ayetler, "Yer yüzünde halifemi yaratacağım" hitabının şerefini taşıyan, insan olmaya yegane namzet, imanın şartı olan amentüye intibakı nisbetinde manevi nasibini alan, bilcümle Benî Adem, madde ve mana görüş ve yaşadığı zamanı günah-ı kebaireyi müdrik, aczini de bilmesi ile bedevilikten medeniyete, zamandan sağlanılan emr-i ilahiye uyum ile, kudret-i ilahi karşısında rahmet-i ilahiye zuhuru olan, aczini hiç unutmayan, terakki eden "hazret-i insan"ı tanımak, rahmet-i ilahiyeden ve şu nizam-ı alem manzumesinde Rabbımızın lutuf ve ihsanı kadar, mana okyanusuna bir damlacık da olsa damlatıldı isen, ne mutlu!.. Gerçekde din-i İslam, bir zümrenin tekelinde olmayıp, Hazret-i ALLAH'ın Adem safiyyullah'tan kıyamete kadar gelen, ALLAH'ın varlığına inanan cümle kulların müslüman olduklarını,, tebliği ilahînin dışına çıkmadan anlatabilir isek ... 1200 küsur senesinde uygulanan, o gün için çok değerli olan tedrisatı zamanımıza uydurmaya kalkışan ulemaya, çağı idrak edemeyip, irfaniyetten dem vuran mutasavvifûn geçinenlere senelerdir anlatamadık! Gene Rabbımın lütfu ihsanı ile zuhur eden hadiselerden anlarlar ise, anlayacaklar inşaALLAH!...
"İslam'ın beş şartı var" diye, İslam'ı anlamadan, imanı anlatırcasına, cümle Benî Adem'in HZ. ALLAH'a inanan Ehl-i Kitab'a dahi "kafir, gavur, gayr-ı müslim" yakıştırma gafletinin körlüğünden kurtulabilir de, sonsuz rahmet ve mağfiret-i ilahiyenin cihanı kuşattığını hissedebilir ve görebilir isek Adem'e bahşedilen cüz'î iradeyi idrak ederek, var olanın, güç ve kuvvet sahibinin yalnız ve yalnız Hazret-i ALLAH olduğu, eşi ve benzeri olmadığı inancımızın amentüye uyumlu olduğu, yaşantımızda ve muamelatımızda da görülebiliyor ise müjdeler olsun!.. Rahmet ummanının bir damla da olsa o ummanın bir katrası, yaratılışın sırrı, nedeni hazret-i insan, mübarek olsun!... İyi bilesin ALLAH'ın sevgisine nail olanı alem sever!.. Nihayet-i ömrüne kadar Rabbım imanını korusun. Peygamberimiz Efendimiz buyurdularki:
"Allah Kulunu severse, mukarrebun melâikesine emreder:
"--Ben şu kulumu seviyorum, sizler de seviniz."
Bu emr-i ilahi cümle melaikeye bildirilir. Melâikeler de cümle salih kulların kalblerine bu sevgiyi nakşederler; rabbım falanca kulunu seviyor sizler de sevin diye."
Ya Rab! Bize ezel meclisinde bir damla İlim vermiştin, bu damlayı varmak için yanıp tutuştuğu ummana sen eriştir...




NİÇİN MARANGOZ OLDUM?





Sene 1935-1936 arası. Ortaokulu 2'ye uğramadan terk ettim. Babam ve anam hamam işletiyorlardı. Evimiz konaktı. Başka kiraya verdiğimiz evlerimiz de vardı. Ayrı ayrı semtlerde bağlarımız, birkaç köyde ortakçılarımız vardı. Şahit olduğum ortakçılık o zavallı insanları sömürmek için değil, yardımcı olmak, sıkıntılarını gidermek içindi. ALLAH rızâsı için olduğunu babamın ortakçılık icraatında ve muamelatında apaçık görmek zor değildi. Çalışarak geçimini elde etmek gâyesi olan insanlara yardımcı olmak, ağalık icâbı, ibâdet misâli mânevî zevk idi. Bu meziyyet-i insanlığın çok yerlerde mecrasından saptırılıp nefsani çıkara dönüştüğü, maalesef günümüzde çok yerlerde garibanların "ortakçılık" maskesi altında sömürüldüğünü daha açık görmek mümkün.


Pir-i Gâlibi H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder